[-]
Arama

Mesajlarda Konu Başlıklarında

 

Mesaj Önizleme  Konuyu Gönder 
CUMHURİYETİMİZİN BAŞBAKANLARI
23-05-2007 21:00 CUMHURİYETİMİZİN BAŞBAKANLARI
hoower
Super Moderators
******

Mesajlar: 427
Katılım: Dec 2006
Statü: Çevrimdışı
Karma Puanı: 2

Cinsiyet: Undisclosed
Nerden:


MSN araciligi ile mesaj yolla Yahoo araciligi ile mesaj yolla ICQ araciligi ile mesaj yolla AIM araciligi ile mesaj yolla

Mesaj: #1
CUMHURİYETİMİZİN BAŞBAKANLARI




İSMET İNÖNÜ

Mustafa İsmet İnönü, asker, siyasetçi ve Türkiye Cumhuriyeti'nin ikinci Cumhurbaşkanı. 24 Eylül 1884'te İzmir'de doğdu, 25 Aralık 1973'te Ankara'da öldü. Kurtuluş Savaşı'nın kazanılmasında çok önemli bir rol oynamış, Türkiye Cumhuriyeti'nin bağımsız bir devlet olarak dünya sahnesinde yerini almasını sağlayan Lozan Antlaşması'nı imzalamış, birçok kez de başbakanlık görevini yapmıştır.
Öğrenim ve İlk Görevleri
Ortaöğretimini Sivas Askeri Rüşdiyesi'nde 1895 yılında tamamlayan İnönü Mühendishane-i Berri-i Hümayun'u 1903 yılında topçu teğmeni olarak birincilikle bitirdi. 1906'da Erkân-ı Harbiye Mektebi'ni gene birincilikle bitirerek kurmay yüzbaşı rütbesiyle Edirne'deki 2. Ordu'nun 8. Alay'ında bölük komutanlığına atandı. Bu görevi sırasında, Makedonya'daki örgütlenmesinden etkilenerek İttihat ve Terakki Cemiyeti'ne üye oldu (1907). Ama uzun süre cemiyet içinde herhangi bir etkinlik göstermedi; askerliği ön planda tuttu. 1908'de kolağası (önyüzbaşı) oldu ve 31 Mart Olayı (13 Nisan 1909) olarak bilinen ayaklanmayı Selanik'ten gelerek bastıran Hareket Ordusu'nda görev aldı.

1910'da Yemen Ayaklanması'nı bastırmakla görevlendirilen Ahmed İzzet Paşa'nın karargâhında görevlendirildi. Buradaki hizmetleri nedeniyle kendisine dördüncü dereceden Mecidiye Nişanı ve bir yıl kıdem verildi. 26 Nisan 1912'de binbaşılığa yükseltildi ve Yemen Mürettep Kuvvetleri kurmay başkanı oldu. Balkan Savaşı çıkınca (1912) İstanbul'a döndü (1913), Çatalca'daki sağ cenah komutanlığı emrine verildi. 1914'te harbiye nazırlığı ve erkân-ı harbiye-i umumiye reisliğine (genelkurmay başkanlığı) atanan Enver Paşa'nın başlattığı ordunun yenileştirilmesi hareketinde etkin rol oynadı. 29 Kasım 1914'te kaymakam (yarbay), 14 Aralık 1915'te miralay (albay) oldu ve Çanakkale'deki 2. Ordu'nun kurmay başkanlığına atandı. I. Dünya Savaşı'nda Doğu Cephesi'nde görevlendirildi. Bu sırada Mustafa Kemal Paşa da (Atatürk) bu ordunun 16. Kolordu komutanlığına atandı. İsmet Bey, 1916'nın yaz aylarında bir süre çarpışmaları yönetti. Ocak 1917'de 2. Ordu komutan vekili Mustafa Kemal Paşa'nın önerisiyle 4. Kolordu komutanlığına atandı; stratejik birliklere komutanlık dönemi de bu göreviyle başladı. Mayıs 1917'de Suriye Cephesi'nde 20. Kolordu komutanlığına, 19 Haziran'da da 3. Kolordu komutanlığına atandı. Bir süre sonra İstanbul'a geri çağrıldı ve Halep'te 7. Ordu'nun oluşturulmasında görev aldı. Daha sonra bu orduda kolordu komutanlığına getirildi ve 7. Ordu'nun komutanlığını üstlenen Mustafa Kemal Paşa ile gene yakın ilişki içinde oldu.

Mütareke ve Milli Mücadele Dönemleri

Mondros Mütarekesi'nin (30 Ekim 1918) imzalanmasından az önce rahatsızlanarak İstanbul'a dönen İsmet Bey, 24 Ekim 1918'de Harbiye Nezareti'nde müsteşarlığa atandı. 29 Aralık'ta Paris Barış Konferansı'na (1919) hazırlık için kurulan komisyonda askeri müşavir oldu; 4 Ağustos 1919'da yalnızca sekiz gün için Askeri Şûra Muamelat-ı Umumiye müdürlüğüne, bir ara da jandarma ve polis örgütünün iyileştirilmesi için kurulan komisyona üye olarak atandı. Bütün bunlar genellikle birkaç günlük görevlerdi.

İsmet Bey, ilk kez 8 Ocak 1920'de, yalnızca bazı danışmalarda bulunmak için Ankara'ya gitti ve kısa bir süre Mustafa Kemal'le çalıştı. Yeni kurulan Ali Rıza Paşa hükümetinde harbiye nazırı olan Fevzi Paşa'nın (Çakmak) çağrısı üzerine şubat sonlarında İstanbul'a gitti. 9 Nisan 1920'de Mustafa Kemal'in çağrısı üzerine Ankara'ya döndü ve İstanbul'la bütün resmî bağlarını kopardı.

23 Nisan 1920'de açılan Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne (TBMM) Edirne milletvekili olarak katılan İsmet Bey, 3 Mayıs'ta İcra Vekilleri Heyeti'nde erkân-ı harbiye-i umumiye vekili (o dönemde genelkurmay başkanı) oldu. Bu görevi üstlendiğinde albaydı ve kendisinden hem rütbe, hem kıdemce çok ileride komutanlar da vardı. İsmet Bey, 6 Haziran'da İstanbul'da divanı-harp tarafından gıyabında ölüm cezasına çarptırıldı.

10 Kasım 1920'de milletvekilliği ve vekillik görevi saklı kalmak üzere Garp Cephesi Kuzey Kesimi Komutanlığı'na atandı; 4 Mayıs 1921'de de Garp Cephesi komutanı oldu. Çerkez Ethem ayaklanması'nın ve iç isyanların bastırılmasında etkin rol oynadı. Ocak ve Nisan 1921'de I. ve II. İnönü savaşlarında Yunan ilerlemesini durdurdu. 1921-22 yıllarında Sakarya Savaşı, Büyük Taarruz ve Başkumandanlık Meydan Savaşı'nda etkin rol oynadı.



Siyasal Yaşamı

Milli Mücadele'nin sonunu belirleyen Mudanya Mütarekesi görüşmelerinde (3-11 Ekim 1922) Türk tarafını temsil eden İsmet Paşa, 26 Ekim 1922'de hariciye vekili oldu. Lozan görüşmelerinde murahhas heyetin başkanlığını yaptı; yeni devletin bağımsızlığını ve egemenliğini onaylayan, Sevres Antlaşması ve Mondros Mütarekesini geçersiz kılan Lozan Antlaşması'nı imzaladı.
İkinci dönem (1923-27) TBMM'de Malatya milletvekili olarak bulunan İsmet Paşa, Fethi Bey'in (Okyar) kurduğu İcra Vekilleri Heyeti'ne gene hariciye vekili olarak girdi. 23 Ağustos'ta Lozan Antlaşması'nın TBMM'de kabulü, siyasal-diplomatik başarılarının en önemlisi oldu.

29 Ekim 1923'te Cumhuriyet'in ilanı ile sonuçlanan süreçte, Mustafa Kemal'le yakın siyasal işbirliği içindeydi. İlk Cumhuriyet hükümetini kurdu (30 Ekim); aynı zamanda Halk Fırkası (sonradan Cumhuriyet Halk Partisi-CHP) genel başkan vekilliğini üstlendi. Böylece hükümet ve parti üzerinde otorite kurma olanağı elde etti. Muhalefet partisi olarak kurulan Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası (TPCF) karşısında istediği yetkileri elde edemediği için 8 Kasım 1924'te başvekillikten istifa etti; 21 Kasım 1924'te yeni hükümeti Fethi Bey kurdu. Doğudaki Şeyh Said Ayaklanması üzerine 3 Mart 1925'te İsmet Paşa yeniden hükümeti kurmakla görevlendirildi. Ayaklanmanın bastırılmasında hükümet başkanı olarak önemli rol oynadı. Bu tarihten sonra, yeni devletin ve tek parti yönetiminin oluşumunda Mustafa Kemal ile birlikte en önemli siyasal kişilik olarak belirdi.

1934'te Soyadı Kanunu çıktığında Mustafa Kemal Atatürk'ün verdiği İnönü soyadını alan İsmet Paşa, 1924'ten 1937'ye değin başvekillik görevini aralıksız sürdürdü. Bu dönemde ülkedeki bütün önemli siyasal gelişmelere damgasını vurdu. Siyasal muhalefetin etkisizleştirilmesinde, Kemalist reformların ilanında ve uygulanmasında, iktisat politikasında devletçilik ilkesinin kabulünde ve uygulanmasında çok önemli rolü oldu.

İnönü Eylül 1937'de Atatürk'le aralarındaki bazı görüş ayrılıkları yüzünden ve onun isteğiyle başvekillikten ayrıldı. CHP'nin genel başkan vekilliğinden de alındı. Görüş ayrılıkları büyük ölçüde İnönü'nün devletçilik uygulamalarından doğmuştu. Atatürk devletçilik uygulamalarının İnönü'nün düşündüğü biçimde genişletilmesinden yana değildi ve aynı görüşü paylaşan iktisat vekili Celal Bayar'ı İnönü'ye karşı siyasal bir seçenek olarak görüyordu. İnönü ikinci kez başvekillikten ayrılınca yerine Celal Bayar atandı. İnönü bu dönemde yalnızca TBMM'de Malatya milletvekili olarak görev yaptı

Cumhurbaşkanlığı ve Çok Partili Dönem

İsmet İnönü Atatürk'ün ölümü üzerine 11 Kasım 1938'de cumhurbaşkanlığına seçildi. Etkin siyasal yaşamdan çekildikten bir yıl sonra cumhurbaşkanı seçilebilmesi, büyük ölçüde Cumhuriyet'le özdeşleşmiş olmasıyla ilgiliydi. Cumhurbaşkanlığının yanı sıra CHP genel başkanlığına da getirildiğinden yönetim üzerinde geniş otorite sahibi oldu. CHP'nin 26 Aralık 1938'de toplanan I. Olağanüstü Kurultay'ında partinin "değişmez genel başkan"ı seçildi. Ayrıca kendisine "Milli Şef" sıfatı verildi.

Cumhurbaşkanı seçilmesinden hemen sonra başlayan II. Dünya Savaşı (1939-45) döneminde İnönü ülkeyi savaştan uzak tutmaya çalıştı. Savaş yıllarındaki ekonomik ve toplumsal sıkıntılar ise, dönemin unutulmayan mirası olarak kaldı. Gene bu dönemde Hasan Ali Yücel'in öncülüğündeki Köy Enstitüleri kuruldu ve geliştirildi.

II. Dünya Savaşı'nın hemen ardından, gerek uluslararası siyasetteki gelişmeler, gerekse ülke içindeki yeni oluşumlar rejimin genel niteliğinde önemli değişiklikleri gündeme getirdi. İnönü, çok partili yaşama geçişte ülkedeki siyasal liberalleşme hareketinde etkin rol oynadı; hem CHP içinde yeni politikaya karşı çıkan muhalefet grubunun güçlenmesini önlemeye çalıştı, hem de yeni ve güçlü bir muhalefet partisinin kurulmasını destekledi.

14 Mayıs 1950 genel seçimlerinden sonra CHP iktidarı Demokrat Parti'ye (DP) bırakırken, İsmet İnönü de cumhurbaşkanlığından ayrıldı ve ana muhalefet partisi genel başkanı olarak siyasal rolünü sürdürdü. On yıllık muhalefet döneminde partisinin başında kaldı ve iktidarın zamanla sertleşen siyasal baskılarına karşın, CHP'nin yeniden güçlenmesine katkıda bulundu.

DP, 27 Mayıs 1960 hareketiyle iktidardan uzaklaştırıldı. Yeni anayasa kabul edilip, 15 Ekim 1961 genel seçimlerinden CHP birinci parti olarak çıkınca, İnönü yeniden hükümeti kurmakla görevlendirildi. Bu dönemde CHP-AP, CHP-YTP-CKMP ve CHP-Bağımsızlar koalisyon hükümetlerine başkanlık etti. Yeni kurulan siyasal sistemin sağlıklı biçimde işlemesi için çaba gösterdi. 27 Mayıs hareketinin doğurduğu sorunlarla da uğraşarak 22 Şubat ve 21 Mayıs 1963'te iki darbe girişimini önledi. 1964 Kıbrıs olayları sırasında ABD'nin Türkiye'nin adaya müdahalesini önlemesi üzerine dış politikada çok yönlü arayışlara girdi. Planlı ekonomi, sendikalar, grev ve toplu sözleşme yasalarının çıkarılması, Ortak Pazar üyeliği, SSCB ile iyi ilişkiler kurulması da bu döneme rastlar. İnönü hükümeti 6 Şubat 1965'te yerini Suat Hayri Ürgüplü hükümetine bıraktı. 10 Ekim 1965 seçimlerinde partisinin seçimi kaybetmesi üzerine, parti içi görüş ayrılıkları derinleşti. İnönü'nün desteklediği "ortanın solu" politikası parti tarafından benimsendi.

Silahlı Kuvvetler'in 12 Mart 1971'deki müdahalesinden sonra, CHP'nin tutumu konusunda parti içinde önemli görüş ayrılıkları belirdi ve İnönü parti genel sekreteri Bülent Ecevit'le anlaşmazlığa düştü. Ecevit'e göre, müdahalenin amacı, CHP içinde egemen olan "ortanın solu" politikasına son vermek ve partinin iktidar olmasını önlemekti. İnönü ise, müdahaleye açıkça karşı çıkılmasını onaylamıyordu. Yeni kurulacak hükümete partinin üye verip vermeyeceği konusunda beliren anlaşmazlık sonucunda Ecevit istifa etti. Ecevit'le yoğun bir mücadeleye giren İnönü, Mayıs 1972'de toplanan V. Olağanüstü Kurultay'da, politikasının partisince onaylanmaması durumunda istifa edeceğini açıkladı. Kurultayda parti meclisi Ecevit'in yanında yer alınca da 8 Mayıs 1972'de CHP genel başkanlığından ayrıldı. Türk siyasal yaşamında parti içi mücadele sonucunda değişen ilk genel başkan olan İnönü 4 Kasım 1972'de CHP üyeliğinden, 14 Kasım 1972'de de milletvekilliğinden istifa etti. Başvurusu üzerine tabii senatör olarak Cumhuriyet Senatosu'nda görev aldı.

25 Aralık 1973'te ölen İnönü 27 Aralık'ta devlet töreni ile Anıtkabir'de toprağa verildi. Anılarının bir bölümünü Hatıralarım, Genç Subaylık Yılları, 1884-1918 (1968) adı altında toplamış, ayrıca çeşitli tarihlerdeki söylev ve demeçlerini içeren İsmet Paşa'nın Siyasi ve İçtimai Nutukları, 1920-1933 (1933), İnönü Diyor ki (1944), İnönü'nün Söylev ve Demeçleri I, 1920-1946 (1946) gibi kitapları yayımlanmıştır

CELAL BAYAR

1883 yılında Bursa Gemlik ilçesinin Umurbey köyünde doğan Celal Bayar ilk ve orta öğreniminden sonra memuriyet hayatına atıldı. Adalet, reji ve bankacılık sahasında memuriyet görevlerinde bulundu. 1908 yılında İkinci Meşrutiyet'in ilânından sonra İttihat ve Terakki çalışmalarına katıldı. Bu cemiyetin İzmir Şubesi Genel Sekreterliğini yaptı.

12 Ocak 1920'de toplanan son Osmanlı Mebusan Meclisi'ne Saruhan Sancağı Milletvekili olarak katıldı. Türk Millî Mücadelesinin başlaması ile birlikte Anadolu'ya geçerek bu harekete fiilen katıldı.

Bu mücadelenin kazanılması sırasında Batı Anadolu'da faaliyet gösterdi. Aynı zamanda Birinci Büyük Millet Meclisi'nde Bursa Milletvekili olarak görev aldı. 1921'de İktisat Vekili oldu.

Lozan Barış Konferansı'na müşavir göreviyle katıldı. 1923 seçimlerinden sonra İkinci Büyük Millet Meclisi'ne İzmir Milletvekili olarak girdi.

1924 yılında Türkiye İş Bankası'nın kurulmasında önemli rol oynadı. İktisat Vekilliği görevinde bulundu. Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunda mücadele adamı, politikacı ve iktisatçı olarak temayüz etti. 1937-1939 yılları arasında Başbakanlık yaptı. 1943 yılına kadar İzmir Milletvekili olarak siyasî hayatını sürdürdü.

Çok partili siyasî hayata geçilmesi üzerine 1946 yılında arkadaşları ile birlikte Demokrat Parti'yi kurdu ve başkanlığına getirildi. Partisinin 1950 seçimlerini kazanmasından sonra aynı yıl Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından Türkiye'nin üçüncü Cumhurbaşkanı seçildi. (22 Mayıs 1950)

10 yıl boyunca sürdürdüğü bu görevden 27 Mayıs harekâtı ile 1960 yılında ayrıldı.

Yassıada Mahkemesi tarafından idama mahkum edildi. (15 Eylül 1961)

Cezası daha sonra müebbet hapse çevrildi. Yassıada'dan Kayseri Bölge Cezaevi'ne nakledilen Bayar, 7 Kasım 1964 tarihinde rahatsızlığı nedeniyle serbest bırakıldı.

22 Ağustos 1986 tarihinde, 103 yaşında İstanbul'da vefat etti.

Refik Saydam

Türkiye Cumhuriyetinin 4. Başbakanı İbrahim Refik Saydam 1881 yılında İstanbul'da doğdu. Askeri Tıbbiyeyi Doktor yüzbaşı olarak bitiren Refik Bey Almanya'da Berlin Askeri Tıp Akademisi'nde Brandenburg, Danzig, Spandou ve Scharite'te eğitim gördü.

Balkan Savaşı'nda Antalya'da ve Çatalca cephesinde Kolera hastalığını önleyici çalışmalar yaptı. 1914'te atandığı sahra genel sağlık müfettiş muavinliği sırasında bakteriyoloji enstitüsünü örgütleyerek tifo, dizanteri, veba ve kolera aşılarının, tetanos ve dizanteri serumlarının burada üretilmesini ve I. Dünya Savaşı boyunca ordu ihtiyacının karşılanmasını sağladı. Salgın hastalıklarla mücadelesini Hasankale'de cephe hizmetinde sürdürdü.

Tifüse karşı hazırladığı aşı Tıp Literatürüne geçti ve I. Dünya Savaşında Alman ordusunda ve Kurtuluş Savaşı'nda kullanıldı. 1919'da 9. Kolordu sağlık müfettişi muavinliği görevi ile Mustafa Kemal'in yanında Samsun'a çıkan Refik Bey Erzurum'da Mustafa Kemal'in karargâhı dağıtıldıktan sonra Erzurum askeri hastanesi bulaşıcı hastalıklar servisi şefliğine atandı. Fakat bu görevi kabul etmeyerek ordudan ayrıldı. Erzurum ve Sivas kongresinin çalışmalarına katıldı.

1920'de TBMM'ye Beyazıt milletvekili ve Milli Savunma Vekaletine bağlı Sıhhiye Dairesi Başkanı olarak girdi. İkinci dönemden başlayarak üyeliğini İstanbul milletvekili olarak sürdürdü. Aynı yıl Sağlık ve Sosyal Yardım ( Sıhhat ve İçtimai Muavenet ) bakanı seçildi. Türkiye Cumhuriyetinin ilk Sağlık Bakanı olan Refik Bey 14 yıl sürecek olan bu görevinde sağlık hizmetlerinin temellerini attı. 1924'de Ankara'da ve daha sonra Erzurum, Diyarbakır, Sivas ve diğer birçok ilde memleket hastaneleri, doğum ve çocuk bakımevleri açtı. Ayrıca bu konuda eleman yetiştirilmesine önem vererek sağlık kursları, tıp öğrenci yurtları 1928'de Hıfzıssıhha Enstitüsünü ve Mektebini, İstanbul ve Ankara'da verem savaş dispanserlerini kurdu.

1931- 1938 yıllarında zaman zaman Eğitim ve Maliye Bakanlıklarına vekaleten bakan Refik Saydam, Atatürk'ün ölümünden sonra İçişleri Bakanlığı, CHP genel sekreterliği ve 15 yıl Kızılay Başkanlığı yaptı.

1939 - 1942 yılları arasında Başbakan iken Sağlık konusuna ayrıca önem verem Refik Saydam " Devlet İdaresi A'dan Z'ye bozuktur, düzeltmek ister" diyerek devlet yönetiminde köklü bir reform taraftarıydı. 1942' de İstanbul'un besin sorunun düzenlemesi için yaptığı inceleme gezisinde öldü.

Mehmet Şükrü Saracoğlu

Mehmet Şükrü Saracoğlu. 1887 yılında İzmir’in Ödemiş ilçesinde doğdu. İlk ve orta okulu Ödemiş’te okuduktan sonra İzmir idadisi’ne girdi. Son derece zeki, çalıskan bir öğrenciydi. İzmir idadisini birincilikle bitirerek, Ankara’daki Mekteb-i Mülkiye’ye geçti. 1909 yılında Mekteb-i Mülkiye’ yi bitirerek İzmir Valiliği Maiyet Memurluğu’na atandı. İzmir Sultanisi’nde matematik-öğretmenliği yapan Saracoğlu, 1911 yılında İttihat ve Terakki Ticaret Mekteb-i Müdürlüğü görevine getirildi.

1914 yılının Ocak ayında bir devlet bursu kazanan Saracoğlu Belçika’ya öğrenime gitti. Kısa bir süre sonra Birinci Dünya Savaşı patlayınca hemen İzmir’e döndü. 1915 Mayıs’ında tekrar Cenevre Siyasi İlimler Akademisi’nde okumak için İsviçre’ye giderek burada dört yıl kaldı ve bu fakülteyi çok iyi bir dereceyle bitirdi. Mondros Mütarekesi’nden sonra Cenevre’de Türk Talebe Cemiyeti’ni kurarak bu cemiyet adına Fransızca bir derginin yayınlanmasını üstlendi. Türk Talebe Cemiyeti’nin başkanı olarak Avrupa kamuoyunda Mondros şartlarının olumsuzluğuna tepki yaratmak için uğraşlar vererek Osmanlı Devleti’nin haklarını savundu.

O günlerde İzmir işgal edilince Türkiye’ye gideceğini öğrendiği bir İtalyan gemisine kaçak binip yurda döndü. Ulusal Kurtuluş Hareketi’ne katıldı. Kuşadası, Nazilli ve Aydın yörelerinde kurulan Kuva-i Milliye hareketlerinin örgütlenmesinde çalıştı. Osmanlı Meclisi Mebusanı’na İzmir milletvekili olarak seçildiyse de, Saracoğlu bu göreve katılmadı.

Saracoğlu 1923’de Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne İzmir Mebusu olarak girdi.

Fethi Okyar kabinesinde Maarif Vekili, İnönü’nün 3 ve 4. hükümetlerinde Adliye Vekili, ve 12’nci Refik Saydam hükümetinde Hariciye Vekili olan Mehmet Şükrü Saracoğlu, 1942 yılında Refik Saydam’ın ölümü üzerine İnönü tarafından 9 Temmuz 1942 günü başkanlığa atanarak hükumeti kurmakla görevlendirildi.

Fethi Okyar hükümetinde Milli Eğitim Bakanlığı yapan Saracoğlu 1926’da Yunanlılarla kurulan Mübadele Komisyonu’na başkanlık etti. Başbakanlığına kadar kurulan bütün hükümetlerde görev aldı. Bu hükümetlerde Maliye, Adliye ve Hariciye vekilliklerinde bulundu. Saracoğlu’nun 1932 yılında Paris’te Osmanlı borçlarının ödeme koşullarının saptanması görüşlerini Türkiye adına yürütürken görüyoruz. 1933’de bir antlaşma ile bu konuyu başarıyla ve batılı gözlemcilerin hayranlığı içinde bitirirken izliyoruz. Saracoğlu’nun devlet adamlığı vitrinini süsleyen en değerli ve liyakatinin zirvesine vardığı bu anlaşma ile genç Türkiye Cumhuriyeti’nin maliyesi soluk aldı.

Genç Cumhuriyet’in devlet organlarının kurumlaşmasında da emeği geçen Saracoğlu, bakanlıkları sırasında avukatlık, hakimlik İcra İflas Kanunlarını hazırlamış ve çıkartmış iş esasına dayalı cezaevlerinin oluşmasını ve ilk örnek olarak İmralı’nın kuruluşunu sağlamıştır. Barem ve Emeklilik kanunları da Saracoğlu’nun zamanında oluşturulmuştur.

Refik Saydam’ın ölümü sonrasında Başbakan olan Saracoğlu, bu döneminde de Cumhuriyet döneminin bütünsellik taşıyan seçim yasasını iki dereceli olarak hazırladı ve çıkarttı. Saracoğlu istifa ederek Başbakanlığı Recep Peker’e devrettikten sonra 1 Kasım 1948 ve 22 Mayıs 1950 yılları arasında Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı yaptı.

1950 seçimlerinde parlamentoya giremeyen Saracoğlu siyaseti bıraktı.

Saracoğlu, 27 Aralık 1953’de İstanbul’da vefat etti.

Şükrü Saracoğlu ayrıca 17 yıl boyunca Fenerbahçe Spor Kulübü'nün başkanlığını yapmıştır. 22 Temmuz 1998 yılında alınan kararla Fenerbahçe Stadı'nın adı Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadyumu olarak değiştirilmiştir.

Recep Peker

Recep Peker 5 Şubat 1889 İstanbul'da doğdu. Orta öğrenimini Kocamustafa Paşa Askeri Rüştiyesi İdadisi'nde yaptıktan sonra 1907 yılında Harbiye Mektebi'ni bitirdi. 1911-1912 yıllarında Yemen'de Trablusgarp ve 1912- 1913 yıllarında da Balkan savaşlarında çarpıştı.

I. Dünya Savaşında Rumeli ve Kafkas Cephelerinde görev aldı. 1919'da Erkanı Harbiye mektebini bitirdi. Kurtuluş savaşına katılmak üzere Şubat 1920'de Anadolu'ya geçti. Binbaşı rütbesi ile 20. Kolordu'da görevlendirildi. 23 Nisan 1920'de açılan TBMM'nin Genel Sekreterliğine getirildi. 1923'te Kütahya Mebusu seçilerek 2 dönem TBMM'ye girdi. Aynı yıl Halk Fıkrası Katibi Umumisi seçildi. Bir süre Hakimiyeti Milliye gazetesinin baş yazarlığı yaptı.

1924 - 1925 yıllarında dahiliye vekilliğine getirildi. Ayrıca mübadele imar ve İskan bakanlıklarına vekalet etti. 3. ve 4. İsmet Paşa (İnönü) hükümetlerinde 1925-1927 yılları arasında Müdafaayi Milliye vekilliği ve 1928-1930 yıllarında Nafiya Vekilliği yaptı . 1927'de ikinci kez Cumhuriyet Halk Fırkası genel sekreterliğine seçildi.

1928'de Cumhuriyet Halk Fırkası Meclis grubu başkan vekilliğine getirildi. Ağustos 1946'da çok partili dönemin ilk hükümetini kurdu. Recep Peker'in Halk Evlerinin yayın organı Ülkü Dergisinde çıkan İnkılâp Tarihi ders notları, 1935'de İnkılâp dersleri adı ile kitap olarak yayınlandı. Recep Peker 1 Nisan 1950'de İstanbul'da öldü

Hasan Saka


1885'te Trabzon'da doğdu. İlk ve orta öğrenimini Trabzon İbtidai Mektebi ve Rüştiyesinde tamamladıktan sonra İstanbul-Mercan İdadisinden mezun oldu. Mülkiye Mektebini 1908'de bitirdi. Divan-ı Muhasebatta (Sayıştay) devlet hizmetine girdi.1909'da öğrenim için Fransa'ya gönderildi. Kasım 1912'de Paris Siyasal Bilgiler Okulu Diplomasî Şubesinden mezun olarak yurda döndü, eski görevinde çalışmaya başladı. Nisan 1915'te Maliye Nezareti Varidat Umum Müdürlüğü Temettü Vergisi Temyiz Komisyonu 1'inci Mümeyyizliğine atandı. Ekim 1916'da Eskişehir Bölge İktisat Müdürü oldu. 4 Eylül 1918'de Mülkiye Mektebi İktisat Öğretmenliğini üstlendi. İstanbul Mebusan Meclisinin son döneminde Milletvekili seçilerek dağılmasına kadar görev yaptı.

28 Ocak 1921'de TBMM'nin I. Döneminde Trabzon Milletvekili seçilerek Meclise girdi. 19 Mayıs 1921'de Maliye Vekili oldu, 22 Nisan 1922'de istifa suretiyle görevden ayrıldı. 11 Mayıs 1922'de İktisat Vekilliğine seçildi.

II. Dönem seçimlerinde tekrar Trabzon'dan Milletvekili seçildi.. 24 Eylül'de İktisat Vekilliğine atandı. 30 Ekim 1923'te kurulan ilk Cumhuriyet Kabinesinde İktisat Vekilliğini korudu. 6 Mart 1924'te II. İsmet Paşa Kabinesinde Ticaret Vekilliğine getirildi. 3 mart 1925'te III. İsmet Paşa kabinesinde Maliye Vekilliğine atandı. 13 Temmuz 1926'da görevinden istifa suretiyle çekildi. 1 Kasım 1926'da TBMM Başkan Vekilliğine seçildi. Bu görevini III. ve IV. Dönemlerde de korudu.

V. Dönemde yeniden Trabzon Milletvekili seçilerek 1 Mart 1935'te yeniden Başkan Vekili oldu. 1 Kasım 1935'te Başkan Vekilliğinden ayrıldı. 24 Ekim 1936'da İstanbul'dan Ankara'ya nakledilen Siyasal Bilgiler Okulu Umumî İktisat Profesörlüğünü üstlendi.

VI, VII, ve VIII. Dönemlerde de Trabzon'dan Milletvekili seçilerek 13 Eylül 1944'te II. SARAÇOĞLU kabinesinde Dışişleri Bakanlığına getirildi. Recep PEKER Kabinesinde de aynı görevi korudu. 9 Eylül 1947'de Kabinenin istifasıyla görevi son buldu.

10 Eylül 1947'de Başbakanlığa atandı. 10 Haziran 1948'de II. Kabinesini kurdu, 9 Ocak 1949'da Başbakanlıktan çekildi. Mecliste CHP Grup Başkanı olarak yasama görevini sürdürdü. IX. Dönemde son olarak Trabzon'dan milletvekili seçildi, 1954 seçimleriyle politikadan çekildi.

29 Temmuz 1960'ta İstanbul'da vefat etti, Zincirlikuyu Mezarlığında toprağa verildi.

Şemsettin Günaltay

Şemsettin Günaltay, (doğum 1883, Kemaliye - ölüm 19 Ekim 1961, İstanbul) Türkiye Cumhuriyeti'nin 18. Başbakanı.


Şemsettin Günaltay (1883-1961)Şemsettin Günaltay, Lozan Üniversitesi Doğa Bilimleri Bölümü’nden mezun oldu. Yurda dönünce çeşitli liselerde müdürlük yaptı ve bu sırada tanıştığı Ziya Gökalp’in etkisiyle Türk tarihini araştırmaya başladı. 1914’te Darülfünun’daki ıslahat çalışmaları sırasında Edebiyat Fakültesi Türk tarihi ve İslam kavimleri tarihi profesörü, daha sonra da İlahiyat Fakültesi dekanı oldu. 1915’te Ertuğrul Sancağı’ndan Bilecik mebusu seçilerek Meclis-i Mebusan’a girdi ve Meclis dağılana kadar bu görevde kaldı.

Bir süre İstanbul Belediye Meclisi’nde üyelik ve başkan vekilliği de yapaan Günaltay, Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nde görev aldı. 1923 - 1950 yılları arasında Sivas, 1950 - 1954 yılları arsında Erzincan milletvekilliği yapan Şemsettin Günaltay, 1949’da Hasan Saka’nın istifası üzerine başbakanlığa getirilmiş ve Demokrat Parti iktidarına kadar bu görevini sürdürmüştü. CHP İstanbul il başkanlığı ve Kurucu Meclis üyeliği de yapan Günaltay, 1961’de İstanbul senatörü seçildi, ancak göreve başlayamadan öldü. 1941’den ölene dek Türk Tarih Kurumu’nun başkanlığını yapan Günaltay’ın eserleri arasında, Zulmetten Nura, Hurafattan Hakikata, İslam Dini Tarihi, Maziden Atiye sayılabilir.

Eski başbakan ve tarihçi Şemsettin Günaltay 19 Ekim 1961’de Ortaköy Şifa Yurdu’nda prostat kanserinden öldü. Cenazesi İstanbul Üniversitesi’nde yapılan bir törenden sonra vasiyeti üzerine Ankara Asli Mezarlığı’nda kızının yanında toprağa verildi.

Adnan Menderes

Adnan Menderes (1899–1961), 1950-1960 yılları arasında Türkiye Cumhuriyeti başbakanlığı görevinde bulunmuştur.


1899'da, Aydınlı zengin bir çiftçinin oğlu olarak doğdu. Büyük babası Hacı Ali Paşa Kırım Tatarlarından olup Eskişehir çevresinden Tire taraflarına göç etmiştir. İlkokuldan sonra, İzmir Amerikan Koleji'nden mezun oldu. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden 1935 yılında mezun oldu. I. Dünya Savaşı'nda savaştı ve İstiklal Madalyası aldı.

Aydın'da, 1930'da, kısa süreli "Serbest Fırka"nın bir kolunu organize etti. Bu partinin kapatılmasından sonra Cumhuriyet Halk Partisi'ne (CHP) katıldı.(1931) 1945 yılında parti içi muhalefetten dolayı ihraç edildi.

7 Haziran 1946'da, Demokrat Parti'yi, yani Türkiye'deki ilk yasal muhalefet partisini kurdu. 1946 seçimlerinde Celal Bayar'dan sonra partideki ikinci önemli adam haline geldi. 14 Mayıs 1950 seçimlerinden sonra DP iktidara geldi, ve Menderes başbakan oldu. 10 yıllık başbakanlık döneminde Türk iç ve dış politikasında büyük değişimler meydana geldi. Tarım makineleştirildi; ulaşım, enerji, eğitim, sağlık, sigorta ve bankacılık ilerledi. Türkiye, ilerleme konseptini öğrendi. Aynı zamanda, bu dönemde Türkiye, Kore Savaşı'na asker yolladı; böylece NATO'ya girişin temelleri atılmış oldu.

Menderes, geleneksel aile yaşam tarzına daha toleranslıydı ve İslam'ın başka şekillerdeki uygulamalarına Atatürk ve partisinden daha sıcak bakıyordu. Batı yanlısı olmakla beraber önceki başbakanlara göre Müslüman ülkelerle daha yakın ilişkiler kuruyordu. Menderes, daha liberal bir ekonomi görüşüne sahipti; yani daha fazla özel girişime izin verdi. Ekonomik girişimleri toplumun fakir kesimini mutlu etti, ama ülkede aşırı ithalata sebep oldu. Menderes toplumun entellektüel kesimiyle askeri kesim (Atatürk'ün ideallerinin tehlikede olduğunu düşünmekteydi) arasında gittikçe popülerliğini yitirmeye başladı. Bu da, sonunu getirdi.

27 Mayıs 1960'da General Cemal Gürsel yönetimindeki askeri cunta yönetime el koydu, ve Menderes diğer birkaç parti üyesiyle beraber anayasayı ihlal etme suçundan dolayı 17 Eylül 1961 yılında İmralı Adası'nda asılarak idam edildi. Mezarı ölümünden sonra İstanbul'daki bir anıtmezara taşındı (17 Eylül 1990).


Aydın'da bir üniversite ve İzmir'de uluslararası bir hava limanı onun ardından ismini almıştır.

Cemal Gürsel

1895 yılında Erzurum'da doğdu. İlk öğrenimini Ordu ilinde yaptı. Daha sonra öğrenimini Erzincan ve İstanbul'da askerî öğrenci olarak sürdürdü.

1915-1917 yıllarında Topçu Subayı olarak Çanakkale savaşlarına katıldı. Filistin ve Suriye cephesinde görev aldı.

Türk Kurtuluş Savaşı'nın batı cephesindeki bütün savaşlarına katıldı. 1929 yılında Harp Akademisi'ni bitirdi.

1946 yılından başlayarak Orgenerallik rütbesi dahil çeşitli general rütbelerinde hizmet yaptı. 1958 yılında Kara Kuvvetleri Komutanlığı'na atandı. Bütün bu görevleri sırasında meslekî bilgi ve karakteri ile ordunun ve halkın sevgisini ve güvenini kazandı.

27 Mayıs 1960 gününde gerçekleştirilen askeri müdahalenin lideri olarak kabul edildi. Yeniden demokratik düzene dönülmesinde ve 1961 Anayasası'nın hazırlanmasında önemli rol oynadı. Halk oyuna sunulan ve kabul edilen bu Anayasa gereğince, 10 Ekim 1961'de yapılan seçimlerden sonra oluşturulan Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından Türkiye'nin dördüncü Cumhurbaşkanı olarak seçildi. 1966 yılında başlayan rahatsızlığının sürmesi ve görevini engellemesi üzerine, Anayasa uyarınca Cumhurbaşkanlığı görevi sona erdi.

1927 yılında Melahat Hanım'la evlenen ve bir çocuğu olan Cemal Gürsel, 14 Eylül 1966 gününde vefat etti.

"Geçen yılın en acı hatırası budur. Zeki, şefkatli, sağ duyusu kuvvetli, kararlarında isabetli, olduğu gibi görünmesini, gösterişten uzak kalmasını seven, sadelik içinde büyük olan, büyüklüğünü belli etmek için bir ceht ve gayret göstermek lüzumu duymayan, Atatürk Devrimleri'ne bağlı, devrimleri korumayı amaç edinmiş, gericiliğin amansız düşmanı, milletine daha çok ve dürüst çalışmayı daima tavsiye eden Cemal Gürsel, büyük mümtaz vasıflariyle ve büyük devrim ve Devlet adamı olarak Türk Tarihi'nde müstesna bir yer almıştır. Olağanüstü devrim idaresinin Anayasa kuruluşlarına arızasız olarak intikalinde ve demokrasinin yerleşmesinde Cemal Gürsel'in büyük etkisi olmuştur. Bunu sağlamak için geceli gündüzlü çalışmış, sağlığını ve hayatını yitirmiştir. Devrimci Türk Milleti sana minnettardır. Hak'kın Rahmeti üzerinde olsun." - IMRAN OKTEM, YARGITAY BASKANI, 1967

Suat Hayri Ürgüplü

Suat Hayri Ürgüplü (1903 Şam - 1981 İstanbul) 13 Ağustos 1903 tarihinde Şam'da doğdu. Lale Devri'nin sadrazamı Nevşehirli Damat İbrahim Paşa'nın soyundandır. Galatasaray Lisesi'nden sonra İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni 1926 yılında bitirdi. Çeşitli devlet hizmetlerinde bulundu. Türkiye-Yunanistan 1924 Nüfus Mübadelesi mahkemelerinde çalıştı.

İstanbul Ticaret Mahkemesi yargıçlığında bulundu (1929-1932). 1939 ve 1943'te Kayseri Milletvekili seçildi. 2. Şükrü Saraçoğlu kabinesinde Gümrük ve Tekel Bakanı oldu.

Bakanlığında kahve ithalatı konusunda yolsuzluklar olduğu yolunda dedikodular çıkınca örnek bir davranışta bulundu: Adımın da karıştığı kahve yolsuzluğuyla ilgili, bakanlığımda bir komisyon kurulmuştur. Bu teftiş heyetinin selametle çalışabilmesi için, benim, bu bakanlık koltuğundan ayrılmam gerekir; aksi halde, komisyonu etkilerim, sağlıklı bir karar oluşmaz. O nedenle, siyasi ahlak gereği, bakanlıktan istifa ediyorum. Daha sonra Yüce Divan'da yargılandı, aklandı ve siyasi hayatında bir yürütme organında, çok daha sonra, 1965'te kurulan hükumetin başbakanı olarak devam etti. Bu olay, halen bazı okullarda idare hukuku dersinde okutulmaktadır.

1950'de tekrar T.B.M.M.'ye dõndü. 1952 yılına kadar Kayseri Milletvekilliği yaptı. Avrupa İstişari Meclisi'nde başkan yardımcılığı görevinde bulundu. 1952'de parlamentodan ayrılarak Bonn Büyükelçiliğine getirildi. 1955'te Londra, 1959'da Vaşington, 1960'da Madrid Büyükelçiliğine atandı. 1961 seçimlerine katılarak Kayseri Senatörü seçildi. Cumhuriyet Senatosu'nun ilk başkanı oldu. Bu görevi tamamladıktan sonra 1965 yılında (İsmet İnönü'nün başbakanlıktan istifa ettiği 5 Şubat tarihinden 10 Ekim 1965 genel seçimleri sonrasına kadar) partilerüstü hükumetin başkanlığını yaptı. 1966'da kontenjan senatörü seçildi.1972'ye kadar bu görevde kaldı. 1981 yılında vefat etti.

Süleyman Demirel

Süleyman Demirel, siyasetçi. 1 Kasım 1924'te Isparta'nın Atabey ilçesine bağlı İslamköy'de doğdu. İlköğrenimini doğduğu köyde, ortaokul ve liseyi Isparta ve Afyon'da bitirdi. Şubat 1949'da İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesi'nden mezun oldu. Aynı yıl Elektrik İşleri Etüd İdaresi' nde göreve başladı. Önce 1949-1950, daha sonra 1954-1955 yıllarında Amerika Birleşik Devletleri'nde barajlar, sulama ve elektrifikasyon konularında ihtisas yaptı.

1954 yılında Barajlar Dairesi Başkanı, 1955 yılında da Devlet Su İşleri Genel Müdürü oldu. 1962-1964 yılları arasında serbest müşavir-mühendis olarak çalıştı. Aynı yıllarda Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nde su mühendisliği konusunda dersler verdi.

Siyasî yaşamına, 1962 yılında, Adalet Partisi Genel İdare Kurulu üyeliği ile başladı. 28 Kasım 1964 tarihinde bu partiye genel başkan seçilmesinin ardından, kurulmasını sağladığı ve Şubat-Ekim 1965 tarihleri arasında görev yapan koalisyon hükûmetinde Başbakan Yardımcısı olarak görev aldı.

10 Ekim 1965'de yapılan genel seçimlerde başında bulunduğu AP, yüzde 53 oy alarak tek başına iktidar oldu. Bu seçimlerde Isparta Milletvekili olarak Parlamento'ya girdi ve Türkiye'nin 12. Başbakanı olarak hükûmeti kurdu. Bu hükûmet 4 yıl sürdü. 10 Ekim 1969 tarihindeki genel seçimlerde de Adalet Partisi yine tek başına iktidar oldu. Böylece, 31. T.C. Hükûmeti'ni kurdu. Daha sonra, parti içi bir kriz dolayısı ile, 32. T.C. Hükûmeti'ni kurmak durumunda kaldı. 12 Mart 1971 muhtırası üzerine, başbakanlık görevini bıraktı. 1971 ile 1980 arasında, 1975, 1977 ve 1979'da 3 defa daha hükûmet kurdu.

12 Eylül 1980 müdahalesi üzerine görevi bıraktı ve 7 sene yasaklı olarak siyaset dışı kaldı. 6 Eylül 1987'de yapılan halk oylaması ile yasaklar kaldırıldı ve 24 Eylül 1987 tarihinde, Doğru Yol Partisi Genel Başkanlığı'na seçildi. 29 Kasım 1987'de yapılan genel seçimlerde Isparta Milletvekili olarak tekrar TBMM'ne girdi. 20 Ekim 1991 tarihinde yapılan genel seçimler sonrasında, DYP ile Sosyaldemokrat Halkçı Parti'nin biraraya gelerek kurduğu 49. T.C. Hükümeti'nde Başbakan olarak görev aldı.

30 yaşında genel müdür, 40 yaşında önce parti genel başkanı, sonra başbakan olmuş; 12 seneye yaklaşan başbakanlık görevinde, Türkiye'nin kalkınması ve gelişmesine büyük hizmetlerde bulunmuştur. Türkiye'nin en genç genel müdürü, en genç başbakanı ve İsmet İnönü'den sonra en uzun başbakanlık yapmış kişisidir. 6 dönem Isparta Milletvekilliği yapmış, 7 sene yasaklı kalmış, 6 defa hükûmetten gitmiş, 7 defa hükûmet kurmuştur.

16 Mayıs 1993 tarihinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından Türkiye'nin 9. Cumhurbaşkanı olarak seçildi. Görevini 2000 yılında dönemin Anayasa Mahkemesi Başkanı ve kendisi gibi Afyon Lisesi mezunu olan Ahmet Necdet Sezer'e devretti.

Nihat Erim

Nihat Erim 1912’de Kandıra’da doğdu. Galatasaray Lisesi’ni, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Paris Hukuk Fakültesi’nde doktora yaptı. 1939’da Ankara Hukuk Fakültesi’ne kamu hukuku doçenti atandı; 1941’de profesörlüğe yükseltildi. Ankara Hukuk Fakültesi’ndeki kamu hukuku derslerine ek olarak Siyasal Bilgiler Okulu’nda devletler hukuku dersleri verdi. 1945-50 arasında CHP milletvekili olarak TBMM’de bulundu; II. Hasan Saka Hükümeti’nde Bayındırlık Bakanlığı, Günaltay Hükümeti’nde başbakan yardımcılığı yaptı. CHP muhalefete geçtikten sonra partinin yayın organı Ulus’un başyazarlığını üstlendi, bu gazetenin 1953’te kapanması üzerine 1955’e kadar Yeni Ulus ve Halkçı gazetelerini çıkardı. Başbakan Menderes’in isteği üzerine Kıbrıs Cumhuriyeti anayasasının hazırlanışında görev aldı. 1961’de CHP milletvekili olarak yeniden TBMM’ye döndü.
12 Mart 1971 Muhtırası’nın ardından CHP’den ayrılması koşuluyla hükümeti kurmakla görevlendirildi. 26 Mart 1971’de kurduğu partilerüstü hükümet 3 Aralık 1971’de istifa etti. Yeniden hükümeti kurmakla görevlendirildi; kurduğu II. Erim Hükümeti 22 Mayıs 1972’ye kadar işbaşında kaldı. 1977’ye kadar Cumhuriyet Senatosu’nda kontenjan senatörü olarak görev yaptı. Kıbrıs’la ilgili anı ve gözlemlerini Bildiğim ve Gördüğüm Ölçüler İçinde Kıbrıs adıyla 1975’te kitaplaştırdı.

19 Temmuz 1980’de İstanbul’da bir silahlı saldırı sonucu öldürüldü.

Ferit Melen

Ferit Melen, 1906'da Van'da doğdu. İlk ve ortaokulu Van'da bitirip, 1928'de Bursa Erkek Lisesinden mezun oldu. Mülkiyeye girerek Temmuz 1931'de diploma aldı. 26 Ağustos 1931'de Bursa Maiyet memurluğunda devlet hizmetine girdi. 25 Ekim 1932'de Maliye Müfettiş Yardımcılığına atandı. 1 Ocak 1936'da Dördüncü Sınıf, 14 Temmuz 1939'da Üçüncü Sınıf, 26 Ocak 1940'ta İkinci Sınıf ve 28 Ocak 1943'te Birinci Sınıf Müfettişliğe terfi etti. Askerliğini asteğmen olarak 1 Mayıs 1940-27 Kasım 1941 tarihleri arasında yaptı. Bir yıl süre ile Fransa Maliye Bakanlığı Örgütünde inceleme yapmak üzere Paris'e gönderildi. 29 Kasım 1943'te Vasıtalı Vergiler Genel Müdürü oldu. 30 Haziran 1946'da Gelirler Genel Müdürlüğüne getirildi.

IX. Dönem seçimlerinde Van Milletvekilliğine seçildi, dönem sonunda yasama etkinliğine ara vererek serbest mali müşavirlik yaptı. 30 Eylül 1959'da emekliye ayrıldı. XI. Dönemde tekrar Van Milletvekili seçildi. 1961 Kurucu Meclisinde Van İli Temsilcisi olarak bulundu. IX. ve X. İnönü Kabinelerinde, Parlamento dışından, Maliye Bakanı olarak yer aldı. 7 Haziran 1964 - 14 Ekim 1979 tarihleri arasında Cumhuriyet Senatosu Van Üyeliği yaptı. 1968'de CHP'den istifa ederek Güven Partisi kurucuları arasında yer aldı. I. ve II. Erim Hükümetlerinde 26 Mart 1971'den 22 Mayıs 1972 tarihine kadar Milli Savunma Bakanlığı görevinde bulundu. 22 Mayıs 1972'de Başbakanlık görevini üstlendi. IV. Demirel Hükümetinde 31 Mart 1975'de tekrar Milli Savunma Bakanlığı görevine getirildi. 12 Temmuz 1980'de Cumhurbaşkanınca, Cumhuriyet Senatosu Üyeliğine seçildi. Bu görevi 12 Eylül 1980'de sona erdi. 1983 Genel Seçimlerinde bir kez daha Van Milletvekili seçildi.

3 Eylül 1988'de Ankara'da vefat etti, Cebeci Asri Mezarlığında toprağa verildi

Naim Talu

1943 yılında İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesini bitirdi. Bir süre Sümerbank’ta çalıştıktan sonra 1946’da Merkez Bankası’na geçti. 1966 yılında vekâleten Genel Müdürlük yaptığı bu kuruluşta 1967 yılında Genel Müdür oldu. 1970 yılında Merkez Bankası'nın yeniden örgütlendirilmesi üzerine Bankanın ve İdare Meclisinin Başkanlığına getirildi.

2. Erim Hükûmeti’nde Ticaret Bakanı olarak siyasi hayata girdi. Melen Hükûmeti’nde de yerini korudu. 1972 yılında Ticaret Bakanı iken, zamanın Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay tarafından Senato Üyeliğine atandı. Melen Hükûmeti çekilince Cumhuriyetçi Güven Partisi ve Adalet Partisi’nin gösterdikleri ortak aday olarak 36. T.C. Hükûmeti’ni kurdu.

1973 seçimleri bu hükûmet zamanında yapıldı ve seçimden sonra hiçbir partinin tek başına hükûmet kurmağa yeterli çoğunluğu sağlayamaması üzerine Talu kabinesi Şubat 1974’e kadar işbaşında kaldı. Bülent Ecevit başkanlığında Cumhuriyet Halk Partisi – Millî Selamet Partisi koalisyonunun gerçekleşmesi üzerine Talu, görevi Ecevit’e devretti. 1976 yılında Kontenjan Senatörlüğü sona erdi.

İngilizce bilen Naim Talu, evli ve 2 çocuk babasıdır.


Başbakanı Olduğu Hükûmetler ve Görev Zamanları

36. T.C. Hükûmeti 15 Nisan 1973 - 26 Ocak 1974

Bülent Ecevit

Hayatı
Şair,gazeteci,yazar ve siyaset adamı.

Baba tarafından Mustafa Şükrü Efendi'nin torunu. 1925'te İstanbul'da doğdu. 1944 yılında İstanbul Amerikan Koleji'ni bitirdi. 1944'te çalışma yaşamına girdikten sonra, işten ayırabildiği zamanlarda Ankara Üniversitesi'nde İngiliz dil ve edebiyatı, Londra Üniversitesi'nde Sanskrit, Bengalce, sanat tarihi bölümlerine devam etti. 1957'de de ABD'de Harvard Üniversitesi'nde sekiz ay incelemelerde bulundu.

1944'te Ankara'da Basın-Yayın Genel Müdürlüğü'ne İngilizce çevirmeni olarak girdi. 1946-50 arasında Londra'da Türk Basın Ateşeliği'nde çalıştı. 1950-60 arasında 'Ulus' gazetesinde, ve 'Ulus'un kapatıldığı yıllarda 'Yeni Ulus' ve 'Halkçı' gazetelerinde, yazar ve yazı işleri müdürü olarak çalıştı. 1954 sonu ile 1955 başlarında ABD"de, Kuzey Carolina'da yayınlanan 'Winston-Salem2 gazetesinde konuk gazeteci olarak görev yaptı. 1965'de 'Milliyet' gazetesinde günlük yazılar yazdı. 1950'lerde 'Forum' dergisinin yazı işleri kadrosunda yer aldı. 1972'de aylık 'Özgür İnsan', 1981'de haftalık 'Arayış', 1988'de aylık 'Güvercin' dergilerini çıkarttı.

1957-1980 arasında, önce Ankara, sonra Zonguldak'tan Cumhuriyet Halk Partisi'nin Milletvekili oldu. 1960-61'de Kurucu Meclis üyeliği yaptı. 1961-65 yılları arasında Çalışma Bakanlığı yaptı. 1966'da, CHP Genel Sekreterliğine getirildi. 1971'de Partisinin askeri yönetimce oluşturulan hükümete katkıda bulunmasına karşı çıkarak bu görevinden ayrıldı. [1972] Mayısında CHP Genel Başkanlığına seçildi.

1963 yılında Çalışma Bakanlığı sırasında demokratik içi hakları için verilen ve kazanılan mücadeleden doğan ve başlangıçta Ortanın Solu adı verilen Demokratik Sol düşüncenin bir düşünsel akım ve siyasal hareket olarak başlamasını ve sol kavramının meşruluk kazanmasını sağlamıştır.

[1974] yılında kurulan CHP-MSP koalisyonunun başbakanı oldu. Kıbrıs Barış Harekatını gerçekleştirdi.1977'de azınlık hükümeti kurdu fakat güvenoyu alamadı. 1978'de, Partisinin TBMM'de çoğunluğu bulunmamakla beraber, bazı bağımsız üyelerin ve küçük partilerin katkısıyla bir hükümet kurdu. Bu Başbakanlık dönemi 21 ay sürdü. 12 Eylül 1980 askeri müdahalesinden sonra, askeri yönetime karşı çıkışları nedeniyle üç kez hapse mahkum oldu.12 Eylül döneminde yoğun demokrasi mücadelesi verdi.

Bülent Ecevit, yasaklı döneminde, eşi Rahşan Ecevit başkanlığında kurulan Demokratik Sol Partinin kuruluşuna katkıda bulundu. {[1987]]'deki halkoylamasıyla, siyasal haklarına yeniden kavuşunca, DSP Genel Başkanlığına Bülent Ecevit seçildi. Kısa bir süre sonra yapılan genel seçimlerde Partisi iyi sonuç alamayınca bu görevden ayrıldı. Fakat 1989 başlarında, yerel yönetim seçimlerinin yaklaştığı bir sırada Genel Başkanlık boşalınca toplanan Olağanüstü Kurultay'da yeniden Genel Başkan seçildi. 1991 seçimlerinde de Zonguldak'tan milletvekili seçildi. 28 Şubat sürecinden sonra oluşan siyasal kaosta azınlık hükümeti kurma görevi verildi ve 70 milletvekili ile başbakan oldu. Öcalan'ın tutuklanmasından kısa bir süre sonra 18 Nisan 1999 yılında yapılan genel seçimlerde partisini birinci parti yaparken, MHP ve ANAP ile ortak hükümet kurdu ve bu hükümetin başbakanı oldu. Siyaset yaşamı boyunca Laiklik başta olmak üzere Cumhuriyet ve Demokrasinin temel değerlerini savundu.



Siyasetin Karaoğlan'ı

Biri çıkıp düdüğü çaldı
27 Mayıs'ta milletvekili, 12 Mart'ta CHP Genel Sekreteri-Milletvekili olan Ecevit, 12 Eylül 1980'de genel başkan olarak üçüncü askeri müdahaleyle karşılaştı.
"Biri çıkar, düdüğü öttürür, oyun biter" uyarısı doğru çıktı. Ecevit, Demirel'le Hamzakoy'a götürüldü. Bu sırada CHP Genel Başkanlığı'ndan ayrılışını bildiriyle duyurdu. Davalar, cezaevleri ve yasaklarla boğuşurken 1985'te Rahşan Ecevit başkanlığında DSP kuruldu. Özal döneminde referandumla yasaklar kaldırıldı. Ecevit siyasete döndü, ancak seçimlerde hüsrana uğradı ve DSP'den ayrıldı.

Yeniden Meclis
1989'da DSP'ye döndü, 6 arkadaşıyla Meclis'e girdi. 17 Nisan 1993'te Özal'ın ölümü taşları yerinden oynattı. Demirel Çankaya Köşkü'ne çıktı.
30 Haziran 1997'de CHP'nin dışarıdan desteğiyle ANAP-DSP-DTP hükümeti kuruldu. Ecevit, başbakan yardımcısı olarak kabineye girdi.


Azınlık başbakanı ve Öcalan
Türkbank olayı üzerine hükümet düşürülünce, diğer partilerin güvenilir buldukları Ecevit başkanlığında seçime kadar görev yapacak bir azınlık hükümeti kuruldu. Bu döneme rastlayan 16 Şubat 1999'da Abdullah Öcalan, Kenya'da yakalanıp Türkiye'ye getirilince Ecevit başbakan olarak tarihi bir olaya daha damgasını vurdu. İki ay sonraki seçimden DSP birinci parti olarak çıktı. DSP-MHP-ANAP hükümeti kuruldu.

'Buna haddini bildirin!'
FP'nin türbanlı milletvekili Merve Kavakçı'nın 2 Mayıs 1999'da yemin törenine gelmesi üzerine ayağa kalkarak "dışarı" diye tempo tutan Ecevit, şu tarihi uyarıyı yaptı:
"Türkiye'de hanımların giyim kuşamına, başörtüsüne, özel yaşamlarında hiç kimse karışmıyor; ancak, burası, hiç kimsenin özel yaşam mekânı değildir; devletin en yüce kurumudur. Burada görev yapanlar, devletin kurallarına, geleneklerine uymak zorundadırlar. Burası, devlete meydan okunacak yer değildir. Lütfen bu hanıma haddini bildiriniz!"

Köykent rüyasıKırsal kalkınma modeli olarak hayalini kurduğu "Köykent" projesini 30 yıl sonra ancak 2000'de Ordu'nun Mesudiye ilçesinde pilot olarak başlatabildi. Dünya Bankası'nın 300 milyon dolar kredi ayırdığı proje, AKP döneminde desteğin çekilmesi üzerine başarısızlıkla sonuçlandı.


Sezer formülüDemirel'in cumhurbaşkanlığına devam etmesi için 5+5 formülü tutmayınca Ecevit, 24 Nisan 2000 gecesi Anayasa Mahkemesi Başkanı Ahmet Necdet Sezer üzerinde uzlaştıklarını açıkladı.

Anayasa kitapçığı19 Şubat 2001'de MGK toplantısını terk eden Ecevit, Sezer'in kendilerine Anayasa kitapçığı fırlattığını açıkladı ve kriz patladı. Ekonomik krize neden olan bu olayın etkileri uzun süre devam etti. 21 Şubat günü gecelik faizler yüzde 7 bin 500 oldu. Borsada rekor düşüş yaşandı.


Derviş dönemi
Dünya Bankası Başkan Yardımcısı Kemal Derviş, Ecevit'in çağrısıyla ABD'den ekonominin başına getirildi. Ecevit'in bu dönemde sağlığının bozulmaya başlamasıyla hükümette yeni arayışlar gündeme geldi. Ecevit bu girişimler nedeniyle en yakınındaki Hüsamettin Özkan'ı suçladı.
Ecevit 4 Mayıs'ta hastaneye kaldırılırken, Özkan 63 milletvekiliyle istifa etti. Derviş, Cem ve Özkan'a katılmayınca, Ecevit'in "komplo" dediği YTP hareketi başarısız oldu.
3 Kasım 2002 seçimleri, hükümet ortaklarını ve muhalefet partilerini Meclis dışında bıraktı. Ecevit, 25 Temmuz 2004'te yerini Zeki Sezer'e bıraktı ve onursal genel başkan oldu.


Son girişim birlik
Son girişimi hayatta hep uzak durduğu solda birlik oldu. Adres olarak, Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen'i gösterdi.

Uyarılara rağmen, "ölüm korkusunu, çocukluğunda Hacıbayram'da sık sık gördüğü musalla taşlarında bıraktığını" söyleyerek, Danıştay 2. Daire Üyesi Mustafa Yücel Özbilgin'in cenaze törenine katıldıktan sonra akşam beyin kanaması geçirdi.

Bülend Ulusu

Bülend Ulusu 1923 yılında İstanbul’da doğmuştur. 1 Mayıs 1940 tarihinde girdiği Deniz Harp Okulu'ndan 15 Ekim 1941 tarihinde asteğmen rütbesi ile mezun olmuştur. Mezuniyetinin ardından, muhriplerde branş subaylığı, bölüm amirliği ve çeşitli karargah görevlerinde bulunmuştur. 1955 yılında Deniz Harp Akademisi’nden mezun olmuştur. Daha sonra sırasıyla TCG Gaziantep Komutanlığı, çeşitli karargah görevleri ve II. Muharip Filotilla Komodorluğu görevininin ardından 1964 yılında tuğamiralliğe terfi etmiştir.

Bu rütbede Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Harekat Daire Başkanlığı, mayın filosu komutan vekilliği görevlerinde bulunmuş ve 1967 yılında tümamiralliğe terfi etmiştir. Tümamiral olarak Harp Filosu Komutanlığı, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Harekat Başkanlığı görevlerinde bulunmuştur. 1970 yılında koramiralliğe terfi etmiştir. Koramiral olarak Kuzey Deniz Saha Komutanlığı, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Kurmay Başkanlığı ve Donanma Komutanlığı görevlerini deruhte etmiş ve müteakiben 1974 yılında oramiralliğe terfi etmiştir.

Oramiral olarak yüksek askeri şura üyeliği, milli savunma bakanlığı müsteşarlığı görevlerinde bulunmuştur. 1977 - 1980 yılları arasında deniz kuvvetleri komutanlığı görevini yaptı. 1980 Ağustos ayında ordudan emekli oldu.

12 Eylül 1980 Askeri müdahalesi üzerine hükümeti kurmakla görevlendirildi. 1983 yılına değin Başbakanlık yaptı

Turgut Özal

Türkiye Cumhuriyeti'nin 8. Cumhurbaşkanı , bunun yanısıra 45. ve 46. dönem Başbakan olarak hizmet veren Turgut Özal 13 Ekim 1927 yılında Malatya'da doğdu. Babası Mehmed Sıddık banka memurluğu yaparken, annesi Hafize Hanım ilkokul öğretmeniydi. 4 yaşındayken Bilecik'in Söğüt ilçesine taşınan Özal, öğrenim hayatına burada başladı. Bir dönem sonra Silifke'ye taşındıktan sonra, pilot olmayı isteyen Özal eşeğin üzerinden düşerek kolundan sakatlanınca bir kolu biraz daha kısa kalmış ve pilotluk hevesi de sona ermiştir.

Babasının görevi nedeniyle sık sık il değiştiren Özal, orta okulu Mardin'de bitirir. Mardin'de lise olmaması nedeniyle, Konya Lisesi'nde eğitimine devam eden Turgut Özal bu dönem içerisinde kardeşi Korkut Özal da o'na eşlik etmiştir. Son olarak Kayseri Lisesi'nde lise eğitimini bitiren Özal, İstanbul Teknik Üniversitesi Elektrik Mühendisliğini burs alarak kazanır. 1950 yılında mezun olan Turgut Özal, 1952 yılına kadar kısa süreli bir evlilik yaşar. Bu evlilikten sonra çalıştığı kurum Elektrik İşletmesi Etüd İdaresi'nde daktilocu olarak görev yapan Semra Hanım ile evlenerek Ahmet, Zeynep ve Efe adlı üç çocuk sahibi olurlar.

Evlendikten sonra, Amerika'da ihtisas yapmaya giden Özal ekonomi branşında eğitim alır. Geri döndüğünde EİEİ Genel Müdür Yardımcısı (ya da Genel Direktör Teknik Müşaviri; kayıtlar arasında ikilem mevcut) olur ve Türkiye'de elektrifikasyon üzerine projelerde çalışır.

1958 yılında Planlama Komisyonu'nda sekreterya görevini yaptıktan sonra 1959 yılında Ankara Ordanat Okulu'nda yedek subay olur. Dönemin Devlet Su İşleri Genel Müdürü 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel de, bu dönem içerisinde yedek subay öğrencisi olarak aynı kurumda çalışır. ANAP kayıtlarına göz gezdirecek olursak, Özal'ın ona komutanlık ve öğretmenlik yaptığını görebiliriz. Askerliği sonrasında Devlet Planlama Teşkilatı'nın kuruluşunda çalışan Özal, 1965 seçimlerinden sonra Süleyman Demirel'in danışmanı olarak görev yapar. 1967 yılında DPT Müsteşarı olan, 12 Mart 1971 darbesinden sonra 1973 yılına kadar Dünya Bankası Sanayi Dairesi'nde danışman olarak çalışan Özal yurda döndükten sonra başta Sabancı Holding olmak üzere bir çok sektördeki, bir çok şirket için yönetici olarak çalışır. (Sabancı Holing'deki görevinin Genel Koordinatörlük olduğu ileri sürülmektedir)

12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra Bülend Ulusu Hükümeti'nde ekonomiden sorumlu Başbakan yardımcılığı görevine geldikten 22 ay sonra, 14 Temmuz 1982 yılında istifa eder. 20 Mayıs 1983'de Anavatan Partisi'ni kuran Özal 6 Kasım 1983'deki seçimlerde 400 kişiden oluşan parlemantoda 211 milletvekili çıkararak iktidar ve 45. Dönem Başbakanı olur. 1984 yerel seçimlerinde tekrar iktidar olan Özal, 13 Nisan 1985'de yapılan ilk kongrede tekrar genel başkanlığa seçilir.

1987 yılında yapılan genel seçimlerde, 292 milletvekili çıkartarak tekrar çoğunluğu sağlar ve 46. Dönem Başbakanı olur. (Her ne kadar Anavatan Partisi'nin resmi web sitesi 47. Dönem başkanı oldu dese de. 47. Dönem başbakanımız fıkralarıyla ünlü Yıldırım Akbulut'tur.)

18 Haziran 1988'de Anavatan Partisi 2. Olağan Kongresi sırasında Kartal Demirağ tarafından suikast girişiminde bulunulan Özal, önce ölüm cezasına çarptırılan, ardından cezası 20 yıla indirilen Kartal Demirağ'ı cumhurbaşkanlığı döneminde affetti.

31 Ekim 1989'da 8. Cumhurbaşkanımız olan Turgut Özal 9 Kasım 1989 tarihinde resmi olarak görevine başladı.

17 Nisan 1993 tarihinde koşu bandındayken kalp krizi geçirdiği öne sürülen Turgut Özal, otopsisi yapılmadan Adnan Menderes anıtının karşısında İstanbul'da özel bir anıtta toprağa verilmiştir.

Turgut Özal'ın ölüm tarihi, Süleyman Demirel'in 21 Ekim seçimlerinde "500 günde herkese 2 anahtar" (biri ev, biri araba için) vaadiyle iktidara gelmesinden 533 gün sonra gerçekleşmiş, Süleyman Demirel Çankaya Köşkü ve Ata Uçağı'nın anahtarlarına sahip olarak 9. Cumhurbaşkanımız olmuştur.

Yıldırım Akbulut

Yıldırım Akbulut Türkiye Cumhuriyeti'nin 47. Dönem başbakanı. Dönemin cumhurbaşkanının etkisinde ve paralelinde bir politika izlemiştir.

Yıldırım Akbulut, başbakanlığı döneminde çıkan fıkralarla da bilinir

Mesut Yılmaz

1947 yılında İstanbul'da doğdu. İstanbul Erkek Lisesi'ni bitirdi. 1971 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Maliye ve İktisat Bölümü'nden mezun oldu. 1972-1974 yılları arasında Almanya'nın Köln Üniversitesi İktisadi ve Sosyal Bilimler Fakültesi'nde yüksek lisans çalışması yaptı.

1975-1983 yılları arasında kimya, tekstil ve ulaştırma sektörlerinde, çeşitli özel şirketlerde yönetici olarak görev aldı. 1983 yılının Mayıs ayında kurulan Anavatan Partisi'nde kurucu üye ve Genel Başkan yardımcısı oldu. Aynı yıl Kasım ayında yapılan genel seçimde Rize Milletvekili seçildi.

Bakanlık görevi

Birinci Turgut Özal hükümetinde enformasyondan sorumlu devlet bakanlığına atandı ve hükümet sözcülüğü yaptı. 1986 yılında Kültür ve Turizm Bakanı oldu. Bu dönemde Türkiye-Federal Almanya ve Türkiye-Yugoslavya Ekonomi Karma Komisyonları'nın başkanlığını yürüttü.

29 Kasım 1987 seçimlerinde yeniden Rize Milletvekili seçildi. İkinci Özal hükümetinde Dışişleri Bakanlığına atandı. Mesut Yılmaz, Yıldırım Akbulut Hükümeti'nde de üstlendiği bu görevden 20 Şubat 1990'da istifa etti.

Genel Başkan Yılmaz

15 Haziran 1991 tarihinde yapılan Anavatan Partisi Büyük Kongresi'nde Genel Başkanlığa seçildi. Kurduğu hükümet 5 Temmuz 1991 günü TBMM Genel Kurulu'nda güvenoyu aldı. 20 Ekim 1991 günü yapılan genel seçimlerden sonra Ana Muhalefet Partisi lideri olarak çalışmalarını sürdürdü.

Yılmaz, 24 Aralık 1995'te yapılan genel seçimler sonrası Anavatan Partisi ile Doğru Yol Partisi tarafından oluşturulan 53.Hükümetin Başbakanı olarak görev yaptı. 20 Haziran 1997 tarihinde 55. Hükümeti kurmakla görevlendirildi. ANASOL-D hükümetinde Başbakanlık yaptı.

21. dönemde yine Rize'den milletvekili seçilen ve 18 Nisan seçimlerinden sonra DSP, MHP, ANAP kaolisyonunda yeralan Yılmaz, evli ve iki çocuk babası.

Tansu Çiller

Tansu Çiller, 1946 yılında İstanbul'da doğdu.Robert Koleji mezunu olan Tansu Çiller, Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi Bölümü'nü bitirmiştir. Doktorasını Connecticut Üniversitesi'nde veren Çiller, doktora sonrası çalışmalarını Yale Üniversitesi'nde devam ettirmiştir.1978 yılında doçent, 1983 yılında profesör olmuştur.

Başta Boğaziçi Üniversitesi olmak üzere çeşitli üniversitelerde çalışmalar yapan Çiller, 1990 yılı kasım ayında Doğru Yol Partisinde politikaya girmiştir. 1991 yılı seçimlerinde İstanbul milletvekili seçilen Çiller, Sosyal Demokrat Halkçı Parti ile kurulan, Süleyman Demirel'in başbakanlığındaki koalisyon hükümetinde ekonomiden sorumlu devlet bakanı olarak görev almıştır.

Demirel'in Türkiye Cumhuriyeti'nin dokuzuncu cumhurbaşkanı seçilerek başbakanlık görevini bırakmasından sonra DYP genel başkanlığına aday olan Tansu Çiller, 13 Haziran 1993 tarihli DYP olağanüstü genel kurulunda en yüksek oyu alarak genel başkan seçilmiş ve Türkiye'nin ilk bayan başbakanı olmuştur.Tansu Çiller'in ekonomi üzerine 9 yayını bulunmaktadır.

İki çocuk annesi olan Tansu Çiller, ingilizce ve almanca bilmektedir.

Hakkında Yazılanlar

1.Sarışın Güzel Kadın Yavuz Gökmen Doğan Kitapçılık

"Kitabı Tansu Çiller'i tüm yönleriyle analiz etmek için yazmıştım. Bence 'Sarışın Güzel Kadın', körün fili tarif ettiği gibi tarif ediliyordu. Herkes dokunduğu noktayı anlatıp eleştiriyordu. Kitapta birçok erkeğin Tansu Çiller'e aşık olduklarını iddia ettim. Hatta unuttuklarım da oldu. Süleyman Demirel başta olmak üzere bir dolu politikacıyı es geçtim. ...Ve resimdeki kadın biraz daha tombulcaydı. Kocaman kocaman açılmış gözleriyle objektife bakmıştı. Ve içtenlikle gülümsemişti. ...Onda herhangi bir çekicilik ya da tam anlamıyla 'dişilik' bulmamıştım. Gene de ortada dolaşan bir sürü bıyıklı aday ve lider arasında fotoğraf açısından fevkalade şayan bir yaratık olduğu da kesindi."

2.İkinci Vatan Tansu Çiller'in ABD Macerası Turan Yavuz Ümit Yayıncılık

"1994 yılında ‘İşte Çiller'in ABD'deki Serveti’ haberiyle 1995 Türkiye Gazeteciler Cemiyeti 'Yılın Gazetesi Ödülü' ve 1995 Sedat Simavi Ödülü'nü alan gazeteci Turan Yavuz, şimdi de Çiller'in ABD ilişkilerini kitaplaştırdı: İkinci Vatan - Tansu Çiller'in ABD Macerası... İşte bu kitaptan birkaç not... Koalisyon görüşmelerini DYP adına yürüten Yalım Erez, Tansu Çiller'i aradı: "Biz işleri tamamladık. İş artık sizin Necmettin Beyle el sıkışmanıza kaldı." Çiller: "Yalım, Refah Partisi ile koalisyon konusunu Amerika'ya sordum. Biraz daha oyala. İstediğim cevap gelmedi. Hala temaslarda bulunuyorum. Ağırdan alın." Çiller'in Washington'dan beklediği yanıt kısa bir süre sonra İsrail üzerinden ulaşmıştı. Çiller hemen telefona sarıldı: "Yalım, her şey tamam. Hadi gidip el sıkışalım..." Washington Refahyol Koalisyonu'na itiraz etmemişti... Birkaç gün sonra ABD Büyükelçisi'nin Ankara'daki rezidansında Refahyol Hükümeti'nin kuruluş çalışmaları ABD Ulusal Güvenlik Dairesi danışmanı Prof. Henri Barkey ve CIA yetkilisi olan eşi Ellen Laipson tarafından yakından izleniyordu. Bir elde telefon, diğerinde ise TV'de kanaldan kanala geçip gelişmeleri izlemelerine yarayan kumanda aleti. Barkey bir ara yanındakilere dönerek, "Hayatımda hiç bu kadar eğlenmemiştim"dedi. Elinizde tuttuğunuz kitap, bir dönem Türk siyaset sahnesine damga vurmuş Tansu Çiller'in ABD ile ilişkilerine ışık tutacaktır. Bir solukta okuyacağınıza inanıyoruz.â€�

3.Maskeli Leydi Tekmili Birden Tansu Çiller Faruk Bildirici Ümit Yayıncılık

"O, aslında ‘Maskeli Leydi’ idi. Ama hep gülümseyen bu "leydi" nasıl bir kadındı? Ana babası, akrabaları kimdi? Nerde doğmuştu, "gerçek" doğum tarihi neydi? Nasıl bir eğitim almıştı? Yatılı okulda neden arkadaşı yoktu; bebeğini niçin kırmıştı? İlk başarısızlığın bedeli... Hayal dünyası, ilk aşkı... Tiyatroya merakı... Evliliği... Amerika hayaline kavuşması... Ve yaşamının her aşamasında karşısına çıkanları pes ettiren pazarlıklar... Ajandasındaki ilginç notlar... Üniversiteden politikaya yönelişi... Gayri menkule merakı... İrtica korkusu... Başbakanlık hayali ve tutkusu... Nasıl bir "leydi" idi bu? İlk kitabı "Gizli Kulaklar Ülkesi"yle titiz bir araştırmacı olduğunu gösteren Gazeteci Faruk Bildirici, bu kez "Maskeli Leydi"nin dününde bugününde aylarca dolaştı; 160'ı aşkın insanla konuştu; ortaya pek çok soruyu yanıtlayan "Tekmili Birden Tansu Çiller" çıktı. "Maskeli Leydi" hakkında çok yazıldı; kuşkusuz bundan sonra da yazılacak. Keşke her politikacının dünü bugünü böyle araştırılsa... Halk kime oy verdiğini, politikacı da hangi sahneye çıktığını bilse... Böyle bir çabanın meyvesi bugün değilse; yarın alınır.

GÜNDEM GÜNDEM GÜNDEM

Çiller: Sorumsuz adama neden destek verelim? Hür 5 Mayıs 2001

Hakan AKPINAR / ANKARA Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı Kemal Derviş, yurt dışından sağlanan 14.8 milyar dolarlık dış desteğin yarısının 2.5 ay içinde geleceğini açıklarken, dün ekonomik programa destek olmaları için muhalefet partilerini ziyaret etti. Derviş, ilk olarak DYP Genel Başkanı Tansu Çiller'i ziyaret etti. 11.05'te DYP Genel Merkezi'ne gelen Derviş'i Genel Başkan Yardımcısı Ufuk Söylemez karşıladı. Çiller de Derviş'i makam odasının kapısında karşılayarak elini sıktı. Sıcak bir atmosferde başlayan ve 20 dakika süren görüşmeye Söylemez'in yanısıra DYP'nin ağır toplarından Genel Başkan Yardımcısı Hasan Ekinci de katıldı. Görüşmedeki diyaloglar şöyle: Derviş: ABD'den geldim. Biraz yorgunluk da var. Çiller: Hoş geldiniz. ABD'de eski dostlarla görüşme fırsatınız oldu mu? Derviş: Evet bazılarını gördüm, galiba siz de ABD'ye gidiyorsunuz. Çiller: Hafta sonunda... Derviş: İyi yolculuklar. Çiller: (Gülümseyerek) Evet, buyurun. Derviş: Dış destek için ABD'ye gittim. 14.8 milyar dolar dış kredi sağladık. Bu yardımla ülkedeki yangını kontrol altına aldık, yangını söndürdük. Türkiye çok zor bir dönemden geçti. Açıkçası hepimiz korktuk. Ama bu parayla yangını söndürdük. Döviz ve faizdeki paniği söndürdük. Bu sağladığımız dış yardımın yarısı 2.5 ay içinde gelecek. Herkesin desteğini arıyorum, zaman zaman eleştirilerinizi takip ediyorum. TBMM Plan Bütçe'de çok iyi ekibiniz var. Çiller: Programı açıklamadan önce gelip kadromuzdan yararlansaydınız. Derviş, burada susuyor ve gülümseyerek yanıt vermiyor. Çiller, Derviş'e bakarak, ‘‘Buraya destek arzusu ile geldiniz. Bu desteği kimin adına istiyorsunuz? Bitmiş, tükenmiş bir iktidar adına mı, yoksa kendi adınıza mı? Kendi adınıza istiyorsanız, siz seçilmiş biri değilsiniz. Siyasi bir sorumluluğunuz yok. Cottarelli gibi bir durumda kalırsınız. Millet karşısında hesap verme yetkiniz, konumunuz yok ki.’’ Derviş, Çiller'in bu sözleri üzerine şaşırdı, ancak yanıt vermeden tebessüm etti. Derviş: Telekom'un satışında da önemli miktarda gelir gelecek... Söylemez: (Telekom'un özelleştirilmesinin engellenmesine ilişkin Danıştay kararını uzatarak) Bu kararın altında sizin hükümetinizin Başbakanı Ecevit ile Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz'ın imzaları var. Telekom'u 40 milyar dolara özelleştirecektik, ama onlar engelledi. Derviş: (Dosyaya göz attıktan sonra çantasına koydu) Evet, bakacağım... Bu yasalar çıktıktan sonra güven ortamı daha da pekişecek. Çiller, 20 dakika süren görüşmede Derviş'e çay ve pasta ikram etti. Derviş, önündeki pastalara dokunmadı, ancak bir çay içmekle yetindi. Derviş, DYP'lilerden beklediği desteği bulamayınca izin istedi. Çiller ve DYP kurmayları Derviş'i kapıya kadar uğurladı.

Derviş, hükümetin ömrünü uzatan pil DYP Genel Başkanı Tansu Çiller, Kemal Derviş'le görüşmesinden sonra yaptığı açıklamada, Derviş'e ‘‘Siz Hükümetin ömrünü uzatan bir pil konumundasınız’’ dediğini aktardı. Derviş'in yanıtının ne olduğu sorusuna da Çiller, ‘‘Yanıtı kendisine sorun, bunun yanıtı var mı?’’ karşılığını verdi.

GÜNDEM GÜNDEM GÜNDEM

Tansu Çiller Yine Pot Kırdı

Çiller'den Ecevit'e: Atatürk müsünüz, Vahdettin mi? Hürriyet 3 Mayıs 2001

DYP Genel Başkanı Tansu Çiller, Başbakan Bülent Ecevit'in, ekonomik kurtuluş savaşına ilişkin sözlerini eleştirerek, Siz kimsiniz sayın Ecevit? Mustafa Kemal misiniz, yoksa Vahdettin misiniz? Damat Feritlerin hazırladığı mütarekerelere imza atıyorsunuz, sonra da hangi kurtuluş savaşından bahsediyorsunuz? dedi.

HÜKÜMET, YAŞAM DESTEK ÜNİTESİNE BAĞLI

Çiller, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, ülkede yaşanan krizin gerçek nedeninin siyasi olduğunu, çünkü ortada ciddi bir hükümet boşluğu bulunduğunu savundu. Hükümetin, kendini bir yaşam destek ünitesine bağladığını ifade eden Çiller, şöyle devam etti:

Günün birinde bir mucizenin kendilerini ayağa kaldırmasını bekliyorlar. Bu yaşam destek ünitesinin adı Kemal Derviş'tir. Bu ünitenin diğer bir adı da 10 milyar dolardır. Bir hükümet düşünün ki, bütün işlerini tatil etmiş, bütün dikkatini IMF'ye çevirmiş, IMF'nin vereceği 10 milyar doları bekliyor.

MANDACILIĞA SÖVENLER NEREDE?

Çiller, bütün ülkenin nefesini tutmuş 10 milyar dolarlık müjdeli haberi beklediğini belirterek, özetle şöyle konuştu:

10 milyar dolara iktidar yetkisini rehin bırakmış bir hükümet, 10 milyar dolara adeta rehin alınmış bir ülke. Okyanus ötesinden kendisine kanun dikte ettirilen, 10 milyar dolar adına gözü kapalı bunları yerine getiren bir Meclis. Adeta dışarıdan verilen sipariş üzerine onu imal eden bir atölye gibi çalıştırılmaya kalkışılan bir Meclis. (Herşeyi yapalım, 10 milyarı kapalım). Bu nasıl bir toplumsal yönlendirmedir ki, ne milliyetçiliğimiz rencide oluyor, ne ulusalcılığımız, ne de ulusal kimliğimiz. Hani nerede 70 yıldır mandacılığa ve mandacılara sövenler?

KİMSE BİR ŞEYİ BOŞ YERE VERMEZ

Ecevit diyor ki: Bu bir ekonomik kurtuluş savaşıdır. Biz de soruyoruz, siz kimsiniz sayın Ecevit. Mustafa Kemal misiniz, yoksa Vahdettin misiniz? Damat Feritlerin hazırladığı mütarekerelere imza atıyorsunuz, sonra da hangi kurtuluş savaşından bahsediyorsunuz?

IMF ile program imzalanabileceğini ancak burada önemli olanın bunun dışarıdan dikte ettirilerek değil kendi iradesiyle, milletinden aldığı güçle yapmak olduğunu anlatan Çiller, Burada ciddi endişelerimiz var. Hiç kimse hiç bir şeyi boş yere vermez dedi. (Ankara/aa) X GÜNDEM

Tansu Çiller, başkanlığa ağlayarak veda etti Zaman 15.12.2002

Tansu Çiller, 9 yıl önce seçildiği DYP Genel Başkanlığı’na dün veda etti. 7. Olağan Büyük Kongre’de partililere duygulu bir konuşma yapan Çiller, "Artık veda etmek zamanı geldi. Genel başkanlıktan ayrılırken, veda ettiğim sadece şu kürsüdür, makamdır. Bir nefer gibi, bir anne gibi aranıza geliyorum.â€� dedi. Çiller, Divan Başkanlığı seçimlerinin ardından, saat 14.45 sıralarında kongrenin yapıldığı Atatürk Kapalı Spor Salonu’na geldi. Delegeleri selamlamasının ardından konuşma için kürsüye davet edilen Çiller, 3 Kasım seçimlerinin sonuçlarını değerlendirdi. Seçim yenilgisini iktidarın oluşturduğu "umutsuzluk, yoksulluk ve yolsuzluk ortamının topyekün Meclis’e yönelmesineâ€� bağlayan Çiller, milletin iktidar–muhalefet ayırımı yapmadan bütün Meclis’i cezalandırdığını belirtti. Sonuçlar sebebiyle "en çok kendisinin üzüldüğünü, acı çektiğiniâ€� anlatan Çiller, "Ama hiçbir mazeretin arkasına sığınma lüksümüz olamaz. Sorumluluğu tümüyle ben alıyorum. Hiç kimseye kızgın ve kırgın değilim. Millete kırılmayız. Milletimin kararının önünde eğiliyorum.â€� şeklinde konuştu. Delegelerden, "Yarış sandıklar açılana kadar sürsünâ€� isteğinde bulunan Çiller, bütün DYP camiasının seçimi kazanan genel başkana destek vermesi gerektiğinin altını çizdi. "Yarınlar elbette bizimdir. Gün doğmuş, gün batmış... Bu şanlı, şerefli yolda bu dava ebediyyen sürecektir. Yarın yeni bir gün başlayacak.â€� derken gözyaşlarını tutamayan Çiller, salonda bulunanlarca uzun süre alkışlandı. Konuşmasını ağlayarak sürdüren Çiller, sözlerini şöyle tamamladı: "Bu davanın başkanı olmak ne kadar onurluysa, bir o kadar da zordur. Hayatımın en büyük gururu, şerefi, bu büyük ve soylu ailenin, destansı davanın genel başkanı olmak olmuştur. Hepinizi Allah’a emanet ediyorum. Yolunuz açık olsun

En son düzenleme: 23-05-2007 21:08 hoower.

23-05-2007 21:00
Bu kullanıcının gönderdiği mesajları bul Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
Mesaj Önizleme  Konuyu Gönder 


Benzer Konular...
Konu: Yazar Cevaplar: Gösterim: Son Mesaj
  CUMHURİYETİMİZİN BAŞBAKANLARI hoower 0 341 23-05-2007 21:11
Son Mesaj: hoower

Yazdırılabilir Bir Versiyona Bak
Bu Konuyu Bir Arkadaşına Gönder
Bu Konuya Abone Ol | Konuyu Favorilerine Ekle

Foruma Git:

İletişim - OzgurForum Forum Siteleri - En Üste Dön - Konulara Dön - Arşiv - RSS
Türkçe Çeviri: MyBB
Kodlayanlar MyBB | Telif Hakkı © 2002-2008 MyBB Group
Tasarım: AoRGuN


Search Engine Optimization by SpiceFuse
Forum Siteleri|

SiteMap SiteMap SiteMapYuotubeVideolarŞarkı dinlelida adtech ile reklam 2.0 dönemi başlıyor ve Trkycmhrytllbtpydrklcktr r10.net seo yarışması vBulletiner.com ödüllü seo yarışmasıek iş ek gelircennet bedava mp3 dinle filim izleduabahcesi.com islami sohbet islami sohbetoyun indir karakartal isterabul iddaa film izle sinema izlevideo bedava sohbet oyun indirHaber Akorlar Şarkı Sözlerisaç modelleri genel kültür metin2 - oyun hileleri - arabalar - oyun hileleri - tatil Oyun Forum Dizimex diyet Muhabbetşarkı dinleGuclu Forum